Aşiret ve Oymaklar

 

24 TÜRK BOYU VE AŞİRETLERİ
24 TÜRK BOYUNUN ADLARI VE ONLARA BAĞLI AŞİRETLER


BOZOKLAR


A- GÜN HAN SOY

KAYI BOYU

Arife-Arık-lu Aşire
Resullü Aşireti
Aktaş Aşireti
Saçıkara Aşireti
Çakmak Aşireti
Karataş-lı Aşireti
İncesu Aşireti
Mahan Aşireti
Akkul Aşireti
Erkekli Aşireti
Karakeçili Aşireti
Kazancılar Aşireti
Murd-Mert Aşireti
Harameyn-Kavas Aşireti
Akkeçili Aşireti
İkiz-oğlu Aşireti
Kemal-oğlu Aşireti
Miragülü-Mirgunlü Aşireti
Çavuş Aşireti
Hacı Ali Uşağı Aşireti
Kurd-lu-oğlu Aşireti
Poyraz Aşireti


 KARA EVLİ BOYU
Karalar Aşireti
Kara Aşiret
Karaağaç Aşireti


 BAYAT BOYU
Şambayadı Aşireti
İsmail-li Aşireti
İlbeyli Aşireti
Bahşi Aşireti
Onar-Anar Aşireti
Çakal Bayadı Aşireti
Pehlivanlı Aşireti
Kuzugüdenli Aşireti
Sarıcalar Aşireti
Barak AşiretiAşir
Beyzeki Aşireti (Beskan-Beski-Beziki-Baziki-Pazuki-Pazukan)
Şeyh Bezenli(Şıhbızınlı) Aşireti
Okçu-Okciyanlı Aşireti
İzzettinli Aşireti
Salarlı Aşireti
Solak Aşireti
Ceriganlı Aşireti
Ahçı Kozi Aşireti
Kozan Aşireti
Şarkıyan Aşireti
Mestan Bey Aşireti (Mutsan Mutsak
Karsan-Kars Aşireti
Sevindik Aşireti
Evci Aşireti
Bayan Aşireti
Kotan-kal Aşireti
Kazak Aşireti
Kanglı-kadlı Aşireti (Kadılı Kanlı Kangı
Karagöz Aşireti
Eldelek Aşireti
Kaçar-Macar-Mercan Aşireti
Koca-oğlu Aşireti
Ağcalı (Akçalı) Aşireti
Akçakoyunlu Aşireti
Hışır Aşireti
Yerköylü Aşireti
Harun-Yapaltınlı Aşireti
Karaca-kürt (kurt) Aşireti
Yağmur Aşireti
Türgiş Aşireti (Dürkeş Türkeş Dirkeş Dirşek Tirkeş Dirkeş Tirkeşkaya Dirkeşkaya Türkeşan
Kara-bıyık Aşireti
Terkan Aşireti (Tarkan Türkan Tırkanlı Terkian Tirken Terkişan Türkeşan
Erayhan Oymağı
Türkan-lı Aşireti (Tırkanlı
Karlıklılar Aşireti
Çorum Kürdü ‘Lek’ Aşireti
Akbaş-oğlu Aşireti
Hacılar Aşireti
Kıran Aşireti
Karmış Oymağı


A- DULKADİRLİ HANEDAN SOYU
Zülkâdiriyye
Hisarbeyli
Dulkadir-li-oğulları
Dölarslan
Mestanbey
Salmanlı


I- DULKADİRLİLER İÇERİSİNDE YERALAN AŞİRETLER
Budak, Sungur, Boyalı, Karacakürt, Çongar, Köşger, Tatlı, Şerefeddinli, Söklen, Koçak (Koçi) Bey, Derviş, Karalar, Küreci (Küre), Körklü (Körkü), Kızıl-lı, Kızılkocalı, Köçekli, Sekülü, Şeyh Şâmi, Alişar, Topaç, Musahacılı, Torunlar, Yassıvela, Tatar, Hasan, Demircili, Bahşi-Bahşili, Alamalsı, Alcı, Zakirli, Mihmatlı, İsalu, Yümrük, Kılıç, Nefesoğulları, Osmanoğlu, Sarılar, Karlı, Belen, Çay, Mert, Karmış, Pekmezli, Kayran, Kodal, Kulfalı, Çöplü, Gündüzlü, Hacılar, Çarıklı, Muslu, Bazlamaç, Çiçekli, Altın, Ketsen, Kertil, Tekeli, Evliyalı, Turhan, Bekdik, Göksu-lu, Yahşi, Harbandelü, Çatalı, Çeçenli, Nurgöz, Kubat, Rişvan, Turtgutlu, Kabakulak, Recepli, Safalı, Koruculu, Hüseyin, Hacılı, Karahamzalı, Taşlı, Kızıldonlu-Karadoğan-Karadonlu-Karadona Poyraz-lı, Bağdatlı, Tacirli, Keven, Orhanbeğli, Sakalu, Kelallı, Kadir-li, Duman, Durak-lı, Karabıyık, Tirkeş, Zekeriyalı, Sarıkız –Tokuş, Maraş-lı, Bağdatlı, Kerküklü, Musullu, Şamlı, Tarhanlı, Halepli.


Budak Aşiretleri
Budak bin Nazır, Budak, Şahbudak, Budak-özü, Budağın, Budak Fakı, Budakören, Eskibudak, Eskialibudak, Akbudak, Karabudak, Alibudak, Yenialibudak, Yenibudak Şıh (Şeyh) budak, Dişbudak Akbey-Akcan.


I- SALMANLI AŞİRETİ VE BAĞLI KOLLARI
Salman, Salmanlı, Süleymanlı, Sarısüleymanlı, Körmehmet, Arapuşağı (oğulları), Sarıhalil, Göçer, Safioğlu, Uzun, Ziyaoğlu, Dokuz Döğenoğlu, İnandıklı, Bohacı, Bali, Güllüce-Güllü-Göllücek, Yorgalar, Dambasan, Kızlarçıktığı, Ekizoğlu, Demirciler, Abdioğulları, Abdullahoğulları, Sarışeyh, Şeyhler-Uğurluşey, Keleş, Mirgunlu, Ağca-lı-Ağcakoyunlu, Hışır, (Kara) Yakuplu, Kozanoğlu, Çiçekli, Kadı-lı, Alaca-atlar, Eşekli, Yaman, Yağlu, Polad-lu, Türkanlı, Şeyhi Bey, İsrafilli, Develi, Kargalı, Kara-kütük, Kavurgalı, Gözükızıllı, Eyne-Aynabeğ Bardakçı, Cemaloğlu, Demirlipınarı Kabaklı, Kayadibi, Kanluca, Köseoğlu, İvez, Kaçar-Macar, Körpeli, Demirci-ler Aşiretleri.


a- ULUYÖRÜK AŞİRETLERİ
Orta Pare koluna mensup aşiretler (Ekizli, Pirevlekli, Çabanlu, Çongar, Orta-kışla-köy
Yüzde Pare koluna mensup aşiretler (Karakeçili, Turgutlu, Ağcakoyunlu Kara Fakihli, İzzettinli, Özlü, Kurugöllü
Şarki Pare kolu
Çongar Aşireti
Bulduk-lu Aşireti;
Çomaklı Aşireti
Hamid Bölüğü;
Göynük Aşireti
Çardak Aşireti


 AKLA EVLİ BOYU
Halkahavlu Aşireti
Halkaevli Aşireti
B- AY HAN SOYU
YAPARLI BOYU
Yeniyapar Aşireti
Yeniyapan Aşireti
Çukurlu Aşireti
 YAZIR BOYU
Yazıcı-yazar Aşireti
Alan-lı Aşireti
Az’lar Oymağı
Alamaslı Aşireti
Karacalı Aşireti
 DÖĞER BOYU (Düğer, Döver, -döğer, Tüğen
Toker –Töker Aşireti
Tanrıverdi Aşireti
Gündoğmuş-lar Aşireti
Bayram-oğlu Aşireti
Dokuz-Topuz-Tokur Aşireti
Bezgar-Bezirgan Aşireti
Rişvan Aşireti
Tarkan-Terkan-Terkian-Tirkeş Aşireti
Kavili Aşireti
DODURGA BOYU
Şakırga Aşireti (Şarlak, Şakar).
Kara Bekir Aşireti
Karatay Aşireti

 


C- YILDIZHAN SOYU


KARGIN BOYU
Garipçe Aşireti


 KIZIK BOYU
Keleş-oğlu Aşireti
Hamallı Aşireti
Pekmez-ci Aşireti
Karasakal Aşireti
Savcılı Aşireti
Höçük Aşireti
Bozatlı Aşireti


3- BEĞDİLİ BOYU

 


Babai Aşireti
Bali-Ballı Aşireti
Hasan Bali Aşireti
Eşen Aşireti
Alişarlı Aşireti
Elvanlı Aşireti
Badılı-Kazlı/Bedil Aşireti
Şerefeddünlü Aşireti. (Şerefli
Ağsak Fakih Aşireti
Şadili Aşireti
Kubad Aşireti
Balabanlı Aşireti
Masadlı Aşireti
Harzem Aşiretleri; (Harizm Horzum
Diğin Aşireti
Kayır Han Aşireti
Deniz-li Aşireti (Deniz Şeyh ,Deniz, Deniz Hacı ve Dengiz
Hasan Dede Aşireti
Dedemoğlu Aşireti
Kulfalı Aşireti
Karakocalı Aşireti
Develi Aşireti
Tabanlı Aşireti
İnallı Aşireti
Çemelü Aşireti
Mihmatlı Aşireti
Korkmaz Aşireti
Çağırganlı Aşireti
Şeyhler Aşireti
Işıklar Aşireti
Çakır-oğlu Aşireti
Eşekli Aşireti
Kılıç-lı Aşireti
Harbendeli Aşireti
Pir Hüseyin Aşireti
Bostan-cı Aşireti
Cuma-li Aşireti
Kasım-oğlu Aşireti
Akkaş Aşireti
Ağaçtan Aşireti
Ceceli Aşireti (Cacalı, Ceceli, Cice, Çiçe).
Güneş-li Aşireti
Kahyalı Aşireti

Bekmüşlü, HacıAlı, HacıMahlı, Arablu, Fakihlü, Sincan, Kazlu, Kara-Hasanlu, Karacalu, Topaklu, Gün, Otamışlu, Kara Şeyhlü, Çoban-Beğlü, Bozkoyunlu, Kuzucaklu obalarıdır.

 1920’li yıllarda derlenen bilgilere göre Gaziantep çevresinde; Beğdili’nin öteki obaları şunlardır: Haydarlı, Güneş, Karaşıhlı, Ulaşlı, Kazlı, Bekmişli, Şarkevli, Tirkenli, Ferhandili, Kadirli, Çelebi.

 Bu obaların yaşadığı köylerin bir kısmı Suriye’de kalmıştır


 AVŞAR BOYU Afşar, Yağgu, Avuşar, Avu
Köşker Aşireti
Gündüz-lü Aşireti
Halaç-lar-oğlu Aşireti
Cüllahlar-Çulhalı Aşireti
Musahacılı-Hacımusalı Aşireti
Reyhanlı Aşireti
Kodal-lı-Torun-lar Aşireti
Karacalı Deliler Aşireti
Manişar Aşireti
Çöplü Aşireti
Bulgurlu Aşireti
Cafer-li Aşireti
Cevheri Aşireti
Kırgan Aşireti
Solak Aşireti
Yağlu-Yağbastı
Tacirli Aşireti
Dalkılıç Aşireti
Alp’li Aşireti
Bardakçı Aşireti
İmanlı Aşireti
Tok Aşireti
Arbişli Aşireti
Köpek-li Aşireti
İmamoğlu Aşireti
Kazıklı Aşiretleri
Garipşah Aşireti
Habili Aşireti
Cingöz Aşireti
Araphasanlar Aşireti
Kırklı-Kırklar Aşireti
Kocanallı Aşireti
Bedil Aşireti
Cemele Aşireti
Karahıdır Aşireti
Haliller Aşireti
Cingöz Aşireti

A- VARSAK AŞİRETLERİ
I- KUSUN AŞİRETLERİ
Abdal Elma-lı Aşireti
Ali Baba Aşireti
Evci Aşireti
Söklen Aşireti
Koçi Baba
Derviş Aşireti
Salihli Aşireti
Saruşeyhli
Belen Aşireti
Haydar Aşireti
II- ULAŞ AŞİRETLERİ
Ulaş Aşireti
Çukurlu Aşireti
Hüseyin-li Aşireti
Yortan Aşireti
Elvanlı Aşireti
Yenicelü Aşireti
Zekeriya Hacı Aşireti
Kartal-oğlu Aşireti
Çıtak Aşireti
Çatak Aşireti
Toklu Kömüş Aşireti
Konur Aşireti
Alişarlı Aşireti
Baran Aşireti
Sarıkız-Tokuş Aşireti
B- CERİT AŞİRETLERİ
Ceritoğlu Aşireti
Ciritçi-Oğlu Oymağı
Ak-sungur Aşireti
Ze(a)ngi Aşireti
Aygar Aşireti
Yorgalar Aşireti
Piroğlu Aşireti
Karahacı Aşireti
Silsüpür Aşireti
ÜÇ OK KOLU
A- GÖK HAN SOYU
 BAYINDIR BOYU
Akkoyunlu Aşireti
Kızılkoyunlu Aşireti
Yabanlı Aşireti
Herikli Aşireti
Karakoyunlu Aşireti
Baran Aşireti (Barani, Beran, Boran).
Mamalı Aşireti
Çapan Oymağı
Kavak Aşireti
Tülü-Tülek Aşireti
Erkulu-Kula Cemaati
Kabasakal Aşireti
Ulaş Aşireti
 PEÇENEK BOYU
Çor Aşireti
Milli Aşireti
Melikanlı Aşireti
Çoban-oğlu Aşireti
Küre Aşireti
 ÇAVULDUR BOYU
Çavdar Aşireti
Çavgın Aşireti
Çavdır Aşireti
Çandır Aşireti
 ÇEPNİ BOYU
Abdal Aşireti
Beyazıt Aşireti
Yanacık Aşireti
Teber-rik Aşireti
Elmalı Aşireti
Kır Aşireti
Kırık Aşireti
İbrahim “Seydi” Aşireti
Abdi Aşireti
Saruşeyh Aşireti
Bektaş-oğlu Aşireti
Ali Çelebi Cemaati
Koçi-Koçak Bey Cemaati
Derviş Cemaati
Nöbeti Baba Cemaati
Kara Baba Aşireti
Yaman Aşireti
Sarıkız Aşireti
Tokuş adı
Şahbaz Oymakları;
Eyne-li Aşireti
İnegazili Aşireti
Balım Sultan Cemaati
Himmet Dede Cemaati
Hırka Aşireti
Ustaculu Cemaati
Çayan Aşireti
Haydar Cemaati
Demir-ci-ler-Kandemir Aşireti
İslamlı Aşireti
Alemli Aşireti
Ömerli Aşireti
Kuştemurlu Aşireti
Kamberli Aşireti
Dikmen Aşireti
Hatap Aşireti
Sarıkamış Aşireti
Kalender-oğlu Cemaati
Camiler Aşireti
Yakuplu Aşireti
B- DAĞ HAN SOYU
1- EYMÜR BOYU
Yamuklar Aşireti
Tosun-oğlu Aşireti
Kayalu (Kayalar) Aşireti
Gündeşli Aşireti (Gündeş Gündaşlı).
Dedesli Aşireti
Kertme Aşireti
Bayraktar Aşireti
 ALAYUNDLU BOYU
Alaca-atlar Cemaati
Alaca Aşireti
Şeyh Şami Aşireti
Koz-lu Aşireti
Karamuk Aşireti
Kuz Aşireti
Danış Aşireti
Kaymaz Aşireti
Ocaklı Oymağı
 YÜREGİR BOYU
Kütük-ler Aşireti
Kamışlı Aşireti
Kavurgalı Aşireti
Gözükızıllı Aşireti
Kabak-lı-çı Aşireti
4- SALUR BOYU
Keller Aşireti
Teke Aşireti
Kantekeli Aşireti
Kelleci Aşireti
Ayak Aşireti
Burkaz Aşireti
Kınalı Aşireti
Daş Aşireti
Alseki Aşireti
Şah Kulu Aşireti
Güllüce Aşireti
Tuğlu Aşireti
Karaballı-Karabenli Aşireti
Arat Oymağı
Çağun Aşireti
Ödemiş Aşireti (Otamış, Tohtamış, Hotamış)
Koyun-cu-lu Aşireti
Konur Aşireti
Tat-lı Aşireti (Dad-lı Tad).
Karaman Aşireti
Dinek Aşireti
Keskin Aşireti
C- DENİZ HAN SOYU
KINIK BOYU
Kızıl Aşireti
Medli-Müdü Taifesi
Bağdatlı Aşireti
Turgut-lu Aşireti
Atabeyler Aşireti
Ata’lar Aşireti
Bay-karaoğlu Aşireti
 YIVA BOYU
İvaz Aşireti
Avcı Aşireti
Perçem Aşireti 

BÜĞDÜZ BOYU
Bükdüz, Buğüz, Bunduz, Beğdüz,Boğduz Aşireti
Botan Aşireti
Karabaşlı Aşireti
Zilan Aşireti
Birik Aşireti
Delik Aşireti
Pirekhal Aşireti
Sevid Aşireti
Ritik Aşireti
Redikha Aşireti
Geltür Aşireti
Kürdik Aşireti
Dilik Aşireti
 İĞDİR BOYU
İğde Aşireti
Terzi-li-oğlu Aşireti
Karçığay Aşireti
Bozdoğan Aşireti
Köse-li Aşireti
Karaköse Aşireti
Hadımlı Aşireti
Bıçakçılar Aşireti
Tartar Aşireti
Sipahi Aşireti
Sindel Aşireti
DİĞER OĞUZ BOYLARI
TATAR AŞİRETLERİ
Abacı, Abdül, Altmış, Arsa Yüzü, Artukşah, Ayacı, Bahaaddin, Baltolu, Banyal, Bayan Yüzü, Bayramlu, Baytu, Başöyük, Çalış Otağı, Çepiş, Çoban Otağı, Etrakiyye, Gündoğmuşlar, İyan, Karataylu, Keremuddin, Nureddin, Alagöz, Onar-Otak, Özü, Satı, Tataran, Ulu Otak, Yamanoğlu Bunalan Çalap, Burun, Karpuz, Çongar, Kangallı, Artukşah, Uluşah, Rüstembey, Avdul, Kataroğlu, Olcaytu, Baycu, Kireyit, Tayci, Taysi, Nebci, Kuin, Samagar, Kataroğulları, Noyan, Ceceoğlu, Çağan, Tülek, Gazan, Celayir, Abaka, Okuna, Dengiz,Buğday, Buka, Yasavur, Kurbağa, Avan-oğlu, Gireyve, Güllühan Aşiretleri
Alagöz Aşireti
Kavutsan Aşireti
Satı Aşireti
Özü Aşireti
Çongar Çomar Aşiretleri
Kurbağa-lı Aşireti
Avan-oğlu Aşireti
Dulkadirli Tatarları
Noğay Tatarları
Ahıska (Gürcü) Aşiretleri
Sabir-Sibir Aşiretleri (Sabir, Sabır, Şarban, Şerban, Serdan, Savran, Savur, Sabar)
KÜRT ADI ALMIŞ AŞİRETLER
Karakeçili Aşireti
Kürtdöğer Aşireti
Laçin Aşireti
Şambayadı Aşireti
Esen Aşireti
Abdal-lı Aşireti
Karagül Aşireti
Alan-lı Aşireti
Şavlu Aşireti
Kuman Aşireti (Kaman, Kürmanci Aşireti)
Ayaz Aşireti
Kuşçu Aşireti (Kuşçalı, Kulak)
Çakır-lı-oğlu Aşireti
Zaza Aşiretleri
Dümbelliler kolu;
Dersimliler Aşireti
Abdalanlı Aşireti
Alanlı Aşireti
Arılı-Arelli Aşireti
Balaban Aşireti
Ceferan-Cafran Aşireti
Çarıklı-Yarekli Aşireti
Hadıkan-Hedik uşağı
Hormekli Aşireti
İzolu Aşireti
Karsanlı Aşireti
Kabanlı Aşireti
Kureyşanlı Aşireti
Lolanlı Aşireti
Pilvenkli Aşireti
Butanlı Aşireti
Silanlı-Zilanlı Aşireti
Şavalanlı-Şavlı Aşireti
Sisanlı Aşireti
Yusufhanlı Aşireti
Zimtekli Aşireti
Saka Aşiretleri
Zakirli Aşireti
Orhanbeyli Aşireti
Baba Kürdi “Kurt Baba” Aşiretleri
Azak Aşireti
Yakut Aşireti
Avar Aşireti
Akat Aşireti
Uygur Aşireti
Tolunoğulları Aşireti
Özbek Oymakları
Karakalpak Aşireti
Kırgız Aşireti
Sor-Zor Aşiretleri
Alaş Aşireti
Altay Aşireti
Çerkez Aşiretleri
Abaza Adı Taşıyan Oymaklar
Kabar Aşireti
ÜST BOYLARI HAKKINDA ÇALIŞMALARI DEVAM EDEN TÜRKMEN OYMAKLARI
Akgümüş Oymağı
Arap Adı Almış Aşiret ve Taifeler
Arıcı Aşireti
Tekir-ler Aşireti
Armud-lu Aşireti
Ayaz Oymakları
Akçiçek Aşireti
Ayçiçek soyadı almış oymaklar
Batak Oymakları
Bayrek Aşireti
Balkan Türk Aşiretleri;
Baytar Aşireti
Besim Sülalesi;
Bilecen Oymakları
Birevi Aşireti
Boz Aşiretleri
Buhara ve Kartal Oymakları
Cender Aşireti
Cihanbeğli Aşireti
Çallı-oğlu Aşireti
Çapar Aşireti
Çil-oğulları Aşireti
Çimeli Aşireti (Çime, Çimeli, Arabı
Çit Aşireti
Çopraşık Aşireti
Çöçü Adı Almış Oymaklar
Dağdaş Aşireti
Darendeli Aşiretleri
Delice Aşireti
Demirbüken Oymakları
Dertli Aşireti
Derzi Aşireti
Dişli-döşlü
Eksüncelü Aşireti
Elbasan Aşireti
Erciyes Aşireti
Erkuş Oymakları
Gülabi Aşireti
İnanç-oğulları Aşireti
Hafirhacılı Cemaati
Hot-oğlu Oymağı
Karaçay Aşireti
Karaduman Aşireti
Karafakılı Aşireti
Karafilik-felek Oymağı
Karakuyu Aşireti
Karagaş Aşireti
Kara Murad Aşireti
Kapaklı Aşireti
Kavlak Aşireti
Kepez Aşireti
Kıcılı Aşireti
Kuştemurlu Aşiret;
Kozak Aşireti
Körpeli Aşireti;
Külük Aşireti
Lezgi Aşireti
Memiş Aşireti
Mucur Aşireti
Oyukhacılı Cemaati
Polat Aşireti
Salavatlı Aşireti;
Sarıkaya Aşireti
Selamlı Aşireti
Serçe Aşireti
Şahinbaz Oymakları
Sarsalı Aşireti;
Şimşek sülalesi
Şingirler “Siğiller” Aşireti
Sineminli Aşireti
Şirvan Aşireti
Tekin Aşireti
Tevhikiye Köyü
Toroman Aşireti
Tural Aşireti
Türkmen Adı İle Anılan Oymaklar
Uz Adı Almış Oymaklar;
Yanova Aşireti
Yeşil Aşireti
Yirce Aşireti
Yozgat Aşireti
Yördem Oymağı
Yörük Adı İle Anılan Oymaklar
Yurt Aşireti
Zeyveli Aşireti
Zobu Adı Almış Oymaklar
Zongür Aşireti

BEĞDİLİLER

Beğdili (Beydili, Beğdilli) boyu, Oğuzların, Boz-Ok kolunun, Yıldız-Han Oğullarından gelmektedir. Divân-ı Lügati’t-Türk[1], Oğuzname[2] ve Tarih-i Âl-i Selçuk[3] adlı eserlerdeki Oğuz boyları listesinde yer alan Beydili, “Sözü değerli, büyükler gibi aziz” anlamındadır. Onkunu Tavşancıl kuşudur. Kendine özgü özel damgası vardır.

Faruk Sümer, “Bu boy, Reşided-din Oğuznâmesinde hükümdar çıkaran beş boyundan biri olarak zikredilir. Yine Reşide’d-din’de Harizm Şahlar hanedanının da bu boydan çıktığı söylenir ise de bunu kabul etmeye imkân yoktur. Beğ-Dililer Safevi Devleti kuruluşuna katılmışlardır. Bununla ilgili olarak onlardan önemli bir kol İran’a gitmiştir. Bundan başka XVI. Yüzyılda Boz-Ulus ve Yeni-İl arasında, Kuzey Suriye’deki ana koldan ayrılmış Beğ-Dili kolları görüldüğü gibi, İç-İl bölgesinde de müstakil bir Beğ-Dili oymağı vardır.”[4] demektedir.

1535’lerde Halep Türkmenleri içindeki Beğdili boyunun 40 obası vardı. Bu obaların vergi nüfusuna esas 1684 hane ve 244 Mücerreddi vardı. XVI. yüzyılda Beğ-Dili’ye ait tahrir defterlerinde 23 Beğdili yer adına rastlanmıştır. Beğ-Dililer Kuzey Suriye’deki Türkmenlerin Boz-Ok kolunu meydana getiren boylardan biri idi. Beydililerin bir bölümünün, başka Oğuz boylarıyla birlikte Selçuklu Devletinin kuruluşuna ve Anadolu’nun fethine katıldığı öne sürülür. Selçuklu devletinin kuruluşuna katılmayıp kendi boy ve geleneklerini koruyan Beydililer ise, XII. yy. ortasında Horasan’da Selçuklu hükümdarı Sultan Sencer’i yenerek esir almışlardı. Daha sonra Moğol istilasından kaçarak (XIII. yy.) Azerbaycan ve Doğu Anadolu’ya göç ettiler. Moğol istilasının yayılmasıyla başka Türkmenler ile birlikte Suriye’ye giderek yeni kurulan Memluk devletine sığındılar.

XIV. yy.da Beydili boyuna, Gazze’den Kozan ve Diyarbakır’a değin uzanan bölgelerde yaşayan Türkmen boyları arasında rastlanmaktadır. Moğol egemenliğinin ortadan kalkmasıyla (XIV. yy.) harekete geçen Suriye Türkmenleri ile birlikte, Beydili boyunun da önemli bir bölümü, Suriye’den ayrılıp Güney ve Doğu Anadolu’ya ve İran’a gitmiş; Dulkadiroğulları, Ramazanoğulları beyliklerinin, Akkoyunlu ve Safevi devletlerinin kurulması ve gelişmesinde önemli rol oynamışlardır.

XIV. yy. da Anadolu’daki Beydililer’in en büyük bölümü, Halep Türkmenleri arasında yaşıyordu. Yazın Uzunyayla ve Sivas’ın güneyindeki kesimlerde, kışın Halep ve çevresinde göçebe bir yaşam sürdüren Halep Türkmenleri, XVII. yy. da Orta ve Batı Anadolu ile Marmara bölgesine yerleştirildiler.

Osmanlı tahrir defterlerinden anlaşıldığına göre, bu dönemlerde Beydililer, nüfuslarının çokluğu ve oymak sayısı bakımından, Halep Türkmenlerinin en büyük kolunu oluşturmaktaydılar. Yozgat ve çevresinde; Sivas’ın Güneyindeki Kangal, Mancınık ve Alacahan bölgelerini içine alan Yeni il’de yaşayan Beydililer, 1691’de açılan Avusturya seferine çağrıldılar, 1692’de Arap aşiretlerinin sürekli saldırısına uğrayan Rakka bölgesinde oturmaya zorlandılar. Bunlardan bir bölümü buraya yerleşip kaldı, kalmak istemeyenler de bir süre sonra Halep, Gaziantep, Hatay, Çukurova ve Yeni İl bölgelerine yerleştiler.

Diyarbakır yöresinde yaşayan Boz ulus arasındaki Beydililerin bir bölümü, Akkoyunlular’a ve Safevi devletine hizmet etti. Bir bölümüyse başka boylar arasına karıştı. Adana ve İçel yöresinde, Ramazanoğulları içinde yaşayan Beydili kolu ise XV. yy.ın sonlarında İçel Sancağındaki Gülnar kazası köylerine, küçük bir bölümü de Tarsus yöresine yerleşmişti.

İran’daki Beydililer’e ilişkin bilgiler ise Safevi devletinin kurulmasıyla başlar. Buradaki Beydililer’in çoğu, Azerbaycan bölgesine yerleşmiş, XVIII. yy.dan başlayarak da yerleşik hayata geçmişlerdir. Türkmenistan’da yaşayan Göklen adlı Türkmen ulusu arasında da Beydililer’e rastlanır.[5]

                                                                         ,

[1] Kaşgarlı Mahmut, Divân-ı Lügati’t-Türk,

[2] Reşit’üd-din, Oğuzname,

[3] Yazıcı-Oğlu Ali, Tarih-i Âl-i Selçuk,

[4] Faruk SÜMER, Oğuzlar’a aid destanî mahiyette eserler s.384,

[5] Büyük Larausse Ansiklopedisi s. 1590,

[6] Dr. Faruk SÜMER, XVI. Asırda Anadolu, Suriye ve Irak’ta Yaşayan Türk Aşiretlerine Umumi Bir Bakış. (s.513) ve Oğuzlar (Türkmenler) Tarihleri-Boy Teşkilatı-Destanları, (s.196),

Begdili Cemaatlerine Ait Şema

OSMANLI DÖNEMİNDE İLBEYLİLERİ

 


Orta Asya´da yaşayan Oğuz-Türkmen boyları, 13. asırdaki Moğol istilasının ardından kuzey, güney ve batı yönlerindeki topraklara göç etmeye başlamışlardı. Oymak, cemaat ve aşiret gibi isimler altında gruplandırılan Türkmenlerin göç için tercih ettikleri bölgelerin başında Anadolu gelmektedir. Osmanlı Beyliği´nin devlet olma sürecinde Türkmen aşiretleri büyük roloynamıştır. Zira bu maharetli insanların, boş topraklara yerleşerek buraları mamur hale getirmeleri hadisesi, Anadolu´nun Türkleşmesine hız vermesi ve bıraktıkları kültürün, torunları tarafından günümüze kadar taşınmış olması bakımından oldukça önemlidir.I Belli bir toprakları olmadığı için konar göçer terimiyle ifade edilen aşiretler Osmanlı döneminde başıboş bir hayat yaşamayarak, devletin merkeziyetçi idaresi çerçevesinde sürekli bir kontrol altında tutulmuşlardı. Bu uygulamanın sonucu olarak konar göçerler askeıi olaylarda, harplerde, özellikle doğu seferlerinde ve iskan konusunda devlete yardımcı oldukları gibi; çeşitli nedenlerle boş bırakılmış harap yerlere fermanlarla yerleştirilerek oralan mamur hale getirmişlerdir. Konar göçerlerde her boyun başında bey (boybeyi) adı verilen ve boyun idari işlerini yürüten bir kişi bulunurdu. Aşiretlerde ise bu görevi mil´aşiret üslenmişti.3 Konar göçerlerin idari ihtiyaçları için bazen kadılar tayin edilmiş, yaşadıkları bölgeler bir araya getirilerek belli bir merkezi olmayan kazalar oluşturulmuştur. Aşiretin ya da yaşadıkları bölgenin adını taşıyan bu kazalardaki kadılar, tayin edildikleri oymaklarla birlikte gezdiklerinden muayyen bir yerleri yoktu.4 Bu tür oluşumlardan birisi de, Sivas´ta İlbeyli Türkmenlerinin yaşadığı bölgede kurulan İlbeyli kazasıdır.


1. İlbeylilerin Menşei ve Osmanlı İdaresinde İlbeyliler
İlbeyli Türkmenlerinin menşeine değinmeden önce Türklerde illel, beg/bey ve ilbegi/elbeyi tabirlerinin anlamları üzerinde durmak gerekir. Türk kültür tarihçisi Bahattin Ögel, il kelimesinin birçok anlam taşımakla birlikte, "devlet" ve "memleket" manasının diğerlerine baskın olduğunu belirtmiştir.5 Dilbilimcilerin birçoğu da, en eski Türk yazıtlarındaki anlamlarından hareketle "baba ocağı", "ata yurdu", "yurt" ve "vatan" gibi karşılıkları yüklemişlerdir.6 Öte yandan Anadolu dışında Türkmenlerin yaşadığı yerlerden biri olan İran Azerbaycanında il tabiriyle, "iskan etmiş ve ziraatla uğraşmayan göçebe veya yarı-göçebe halk" kastedilmiştir.? Telaffuz açısından ile yakın olan el kelimesi ise, "ilgi", "memleket", "bir yerde yaşayanlar, oturanlar" gibi manalar taşımaktadır.8 Bununla birlikte Saadet çağatayeski ve çağdaş birçok kaynağa dayanarak kaleme aldığı çalışmasında, il/el kelimesinin, diğer anlamlarıyla birlikte kavim, memleket, devlet, halk, barış anlamları taşıdığını ortaya koymuştur.9 Eski Türkçe´den bugüne kadar kullanıla gelen ve beg, bek, bik şekillerinde de telaffuz edilmiş olan bey kelimesinin ilk anlamı "asilzade"dir. Bunun yanı sıra birtakım başka unvan ve rütbelerle birleşerek genelolarak yüksek makamları ifadede kullanılmıştır.ıo Bu iki kavramdan oluşan ilbegililbeyi/elbeyi deyimine gelince, Türkmenlerin etnografyası üzerine yapılan son çalışma, bu konuda önemli bilgiler sunmaktadır. Buna göre ilbegi birleşik ismi, Sakarların atası olan Alkııoevli (Alkarevli) boyundan daha önceleri, çağdaş Türkmenistan devletinin konumlandığı coğrafyada kullanılmakta idi. Sakar Türklerinin atalarına il begi denilmekteydi. Müstakil bir Türkmen boyu olan İl begi boyu tarım ve hayvancılıkla uğraşıp avcılık yapmaktaydı. Maharetli olmalarından dolayı bunlara Türkmen Türkçesinde "tuttuğunu koparan, becerikli ve başarılı" anlamında algır lakabı yakıştırılmış, ve algır ilbegiler olarak anılmaya başlamışlardı. Bu lakap zamanla Algıröylü ve nihayet AlkırevIi şeklinde telaffuz edilmiş ve yirmi dört Oğuz boyunun birinin ismi haline gelmiştir. Öte yandan İlbeyli isminin farklı bir versiyonu olan Elbeyli deyimi üzerinde duran bazı yazarlar, söz konusu oymağa yabancı kabileden bey tayin edildiği ne istinaden bu adın verildiğini ileri sürmüşlerdir Oysaki, yukarıda bahsedildiği üzere el kelimesinin anlam bakımından ilden farklı olmadığına bakılır ve elin asıl manasının günümüzdeki gibi yabancı anlamını karşılamadığı göz önüne alınırsa, bu tanımın yanlışlığına hükmedilebilir. Nitekim Osmanlı dönemi metinlerinde söz konusu kelime İlbeyli veya İlbeglü şeklinde kaydedilmiştir. Saadet çağatay, el beğini, "handan sonraki rütbe" olarak değerlendirerek, bir makama atfetmektedir. Bu anlamda Anadolu´nun bazı bölgelerinde bucak müdürü, vali ve mıntıka kumandanına el beyi denilmektedir Anadolu dışında yaşayan Türkler de il beyi ile bir makamı kastetmektedirler. Örneğin İran Azerbaycanında Türkiye hududuna yakın Erdebil ve Karabağ bölgelerinde yaşayan Türk topluluklarından Şahseven grubu içerisinde ve reisIeri olmayan yedi oymağın her birine il beyi adlı bir zabit nezaret etmektedir. Günümüzde başta Sivas, Kahramanmaraş, Gaziantep, Kars ve Iğdır olmak üzere birçok yörede yer adı, şahıs adı ve soyadı olarak kullanılan bu kelimelerin Osmanlı Devleti zamanında da yaygın olarak kullanıldığına şüphe yoktur. Nitekim 19. yüzyılda Balkanlarda Dobruca´da bir köy Elbeyli; Halep vilayetinin kuzeydoğusunda bir nahiye İlbeyli adını taşımaktadır Dokakin sancağı İlbeyli Numan adlı mutasamf tarafından yönetilmektedir.
Malazgirt´in fethinden sonra Anadolu´ya göç eden Türkmenlerin büyük bölümü, güneyden hareket ederek Suriye yolunu kullanmışlardır. Bundan sonra Halep Türkmenleri genel adıyla bilinen bu göçerlerin arasında birtakım topluluklar meydana gelmişti. Topluluklardan birisi de Ulu-Yörük Türkmenleriydi. 15. asrın başlarında Timur´un Sivas´ı istilası sırasında, burada yaşayan İlbeyliler, Ulu- Yörük topluluğunu meydana getiren oymaklar arasında sayılmaktadır. Ulu- Yörük Türklerinin Ortapare koluna mensup İlbeylilerin ezici çoğunluğu Sivas´ın güneybatısında, bazı obaları da Artuk Ova´da yaşamakta idi,z° Osmanlı dönemi resmı kayıtlarında İlbeylilere ait tespit edilebilen 1485 tarihli belgede, bunların Sivas´ın güneybatısında yaşadıkları görülmektedir. Başlarında Enıirza Kethüda´nın bulunduğu İlbeyliler 311 haneye sahiplerdi ki, bu da ortalama 1.555 kişilik nüfus demektir. Bu tarihten otuz beş yıl sonrasına, yani 1520 yılına aİt defterde ise 967 haneye ulaştıkları görülmektedir. Kırk dört kışlağa ve yaklaşık 4.1 31 nüfusa sahip olan İbeylilerin başında Enıirza Veled-i İlbeyli bulunmaktadır. Aşiret 1574 yılında kışlakta yaşamakta ve çiftçilikle uğraşmaktadır. İlbeylilerin bu tarihteki vergi nüfusu 1.624´tür. Bunun 5 ile çarpılmasından elde edilen 8.120 rakamı, oymağın toplam nüfusu hakkında fikir vermektedir.14 17. yüzyıl başlarında, 1614 kışında Kızılırmak civarında muayyen bir kışlağa sahip olan2s İlbeylilerin burada çiftçilik yapmaları,26 yavaş yavaş yerleşik hayata yöneldiklerini göstermektedir. Bununla birlikte 1603 yılından itibaren gelişen Celali isyanlarının etkisiyle İlbeyliler bir süre dağılmış, zaman zaman komşu cemaatlerin saldırılarına maruz kalmış, yaylayıp kışladıkları bölge işgal edilmiştir. İlbeyli Türkmenlerinin yayıldıkları saha yalnızca Sivas bölgesiyle sınırlı değildir. 15. yüzyılda Halep´in kuzeybatısı ile Maraş´ta da kalabalık bir İlbeyli grubunun varlığı bilinmektedir. Ağacan Beyoğlu, bunların 13. ve 14. asırlarda Ortadoğu´ya göç eden İlbegiler (Alkırevli-Karaevli Türkmenleri) olduğunu, yeni topraklarında küçük bir değişiklikle İlbeyliler diye adlandırıldıklarını ileri sürmektedir. Faruk Sümer´in görüşü ise, Maraş İlbeylileri olarak adlandırılan bu grubun Sivas´taki İlbeyıilerle isim benzerliğinden başka hiçbir ortak taraflarının bulunmadığı yönündedir. Aynı müverrih bir başka çalışmasında, bu grubu Dulkadirli ulusu (Şam Bayadı) içerisinde göstermiştir.30 Nitekim çoğunluğu Akkoyunluların bakiyeleri olan ve doğu ve güneydoğu Anadolu´ya yayılmış bulunan Bozulus Türkmenlerini oluşturan aşiretlerden birisi de İbeylilerdir. 1540 yılında Bozulus içinde sadece beş hane ile temsil edilmekte olan bu grup Antep bölgesinde yaşamaktadır.3 ) Bunlar da Sivas´takiler gibi çiftçilik ve hayvancılıkla iştigal etmektedirler. Cevdet Türkay, tarihini belirtmediği bir belgede, Maraş İ1beylilerinin Birecik, Halep, Sivas, Rakka, Kilis, Maraş, Antep, Adana, Merzifon, Zile, Yüzdepare, Tokat, Rumkale (Rakka), Manboc Ravendan (Halep) bölgelerinde sakin olduklarını iddia ederken, bunların mali bakımdan Tokat voyvodalığına bağlı olduğunu belirtmektedir.33 Aşağıda görüleceği üzere, Sivas İlbeyıilerinin de Tokat voyvodalığına bağlı olduğu göz önüne alınır ve günümüzde iki bölgede yaşayan İ1beyli torunlarının sözlü rivayetlerine bakılırsa, bunların birbirleriye akraba oldukları akla gelmektedir. Bğer akrabalık söz konusu değilse, aynı adı taşıyan iki oymağın karşılıklı olarak ters yönlerde hareket ettikleri ve zaman zaman birbirlerinin bölgelerine yerleştiklerinde şüphe yoktur. Zira özellikle güneydeki İlbeyıilere ait destanlarda bu görüşü haklı çıkarır nitelikte temalar çoklukla bulunmaktadır. Örneğin Dedemoğlu adlı ozanın türküsünde geçen Geldik Anadolu Kayseri Dağı / Göründü Sivasla Genıriğin bağı / çat Akdere derler Zilenin sağı / Sanısım Trabzon Çorunı illere dizeleri güney İlbey lilerinin dolaştıkları yerleri göz önüne sermektedir. İki İlbeyli grubunun akrabalıkları hususu bir yana, bu çalışmanın konusunu Sivas bölgesi İlbeylileri teşkil etmektedir. Osmanlı İmparatorluğu´nda konar göçer aşiretlerin çeşitli sebeplerle belli merkezlere iskan edilmesi siyasetinde İlbeyliler de bundan nasibini almıştır. 1691 - 1696 yılları arasındaki iskan hareketinde Sivas´taki bir kısım İlbeyliler Halep´in kuzeyinde Menbiç yakınlarındaki Rakka bölgesine iskan edildi?5 İlerleyen yıllarda bunlardan 150 aile iskan mahallerinden ayrılarak Maraş civarına gelmişler ve buraya yerleşmişlerdi. Böylece Rakka mukataasının kesilmesine yol açmışlardı. Onların bu hareketlerinin diğer aşiretlere kötü örnek teşkil edebileceğini düşünen hükümet, bunların bir şekilde Rakka´ya geri gönderilmelerini kararlaştırdı . Bu arada Halep´in güneyindeki çöl kesimlerine yerleştirilmiş olan Reyhanlı aşireti, bölgede hırsızlık, adam öldürme ve yol kesme gibi eşkıyalık hareketlerine meyledince Reyhanlı aşiretinin Amik Ovası kesimlerine çekilmesi, bunların boşalttığı yerlere de İlbeylilerin yerleştirilmesi düşünüldü?7 Ancak Rakka valisi Abdullah Paşa´nın uyarısı üzerine İlbeyliIerin bulundukları yerden ayrılmaları sakıncalı görülmüş ve Reyhanlı aşireti de eşkıyalık hareketlerinden pişmanlık duyduğu için bahsedilen yer değişikliğinden vaz geçilmiştir .


SONUÇ
Günümüzde kendisini İlbeyli olarak kabul eden ve ağırlıklı olarak Sivas şehir merkeziyle şehrin güneybatısında kırk iki köyde yaşayan bu topluluğun kökenine ait bilinenler, bunların güneyden, Halep bölgesinden geldiği yönündeydi. Bu bilgi doğru olmakla birlikte, Halep´ten önceki vatanıarının neresi olduğu, bir soru olarak zihinlerde yer etmişti. İşte son yapılan çalışmalar bu konudaki soruları ortadan kaldırmış durumdadır. Gerek yukarıda atıfta bulunduğumuz Ağacan Beyoğlu´nun kapsamlı eseri, gerekse Sovyet Rusya´nın dağılmasından sonraki kültürel çalışmalar, Sivas İlbeyıilerinin asıl vatanıarının günümüzdeki Türkmenistan coğrafyası olduğunu ortaya koymuştur. Bunların yirmi dört Oğuz boyundan Alkarevli boyuna mensup oldukları da ortadadır. 13. asırda Orta Asya´ dan Anadolu ´ya vuku bulan göçler sırasında İlbeyli Türkmenleri Halep yoluyla Sivas´a gelmişlerdir. Yaklaşık beş asırlık konar göçer hayatından sonra 18. Asırda yerleşik düzene geçen İlbeylilerin meskun oldukları bölgede aynı isimle kaza teşkilatı oluşturulmuş; ilbeyli kazası bu statüsünü iki asra yakın korumuştur. Osmanlı´nın son döneminde nahiye haline getirilen İlbeyli, daha sonra bu konumunu da kaybetmiştir. Cumhuriyet döneminin ekonomik ve sosyal şartlarından dolayı şehir merkeziyle birlikte büyük şehirlere de göç eden bu insanlar kendilerini hala İlbeyliler olarak tanımakta; akrabalarının yaşadığı kırk iki köyün bulunduğu bölge de halk arasında İ1beyli olarak bilinmektedir.

 

 

 

KAYNAKLAR :                              

1)     HALAÇOĞLU, Yusuf, XVII. Yüzyılda Osmanlı İmparatorluğu’nun İskân Siyaseti ve Aşiretlerin Yerleştirilmesi, TTK Yay., Ankara 2006.

2)    Oğuz Kağan Destanı.

3)    Cengiz Orhanlu, Osmanlı İmparatorluğu´nda Aşiretleri İskan Teşebbüsü (/691- 1696), istanbul 1963,

4)    Yediyıldız, B. “Osmanlı Toplumu”. Osmanlı Devleti Tarihi, Ed. Ekmeleddin İhsanoğlu, C. II., Feza Yayıncılık, İstanbul.

5)     REFİK,  Ahmed,  Anadolu’da Türk Aşiretleri (966-1200).Reşit’üd-din, Oğuzname.

6)    Mübahat S. Kütükoğlu. "Osmanlı Sosyal ve İktisadı Tarihi Kaynaklarından Temeltü Defterleri" Ankara 1985.

7)     SÜMER, Faruk, Oğuzlar (Türkmenler) Tarihleri-Boy Teşkilatı-Destanları, İstanbul 1999.

8)     Yusuf Halaçoğlu, XViii. Yüzyılda Osmanlıİmparatorluğu´nun İskan Siyaseti ve Aşiretlerin Yerleştirilmesi, Ankara 1991

9)      SÜMER, Faruk, XVI. Asırda Anadolu, Suriye ve Irak’ta Yaşayan Türk Aşiretlerine Umumi Bir Bakış.

10)    Tufan Gündüz, Anadolu´da Türkmen Aşiretleri, Bozulus Türkmenleri 1540-1640, Ankara 1997.

11)     ŞAHİN, İlhan, Anadolu’da Türkmen Aşiretleri

12)     Yediyıldız, B. (1999), “Osmanlı Toplumu”. Osmanlı Devleti Tarihi, Ed. Ekmeleddin İhsanoğlu,Feza Yayıncılık, İstanbul.

13)     YALKIN, Ali Rıza, Cenupta Türkmen Oymakları, Ankara, 1977.

14)     Yazıcı-Oğlu Ali, Tarih-i Âl-i Selçuk.

15)     YİNANÇ,  Refet, Dulkadir Beyliği, Türk Tarih Kurumu Yayınları, Ankara 1989.

16)      DEMIR, Enes: “Arşiv Belgeleri Işığında Milli Mücadele Döneminde Halep ve Kuzeyi”, 2. Uluslararası Osmanlı Coğrafyası Arşiv Kongresi, İstanbul 2019.

17)    DR.MUHTAR FATIH BEYDILI´in Yöresel ve Tarih araştırması Suriye Oğuz Türkmenleri  

          http://www.mukhtarfatih.blogcu.com